Monday, September 17, 2012
esya ve teknoloji 2- Tasarimin Gucu Alcakgonullulugu
Teknoloji uzerine fikri boyuttaki ilk yazimizdan sonra simdi sira teknolojinin pratigine, uretilebilmesi ve kendini yenileyebilmesi meseline geldi. Teknolojinin kendini yenileyebilmesinin
onculeri olarak karsimiza tanidik bir dortlu cikiyor, temel bilimler, uygulamali bilimler, liberal sanatlar ve isletme. Bu dortlu icinde Yirminciyuzyilin buyuk bir bolumunde en fazla ilgiyi nedense uygulamali bilimler ve ozelinde muhendislik alirken, liberal sanatlarin rolu cogu zaman goz ardi edilegeldi. Halbuki son ceyrek yuzyilda ve ozellikle 2000’li yillarda teknolojinin bilgisayarlarla yasadigi donusumde, karsimiza liberal sanatlarin ve ozelinde tasarimin gucu ortaya cikti. Steve Jobs ve Apple markasiyla kristallesen bu donusum insanlari alisildik teknoloji perspektifinden cok farkli bir noktaya tasidi.Tasarim muhendislik, bilim ve isletme boyutlarini merc edip anlamli bir butune ulasmada bir mentorluk ve tutkal vazifesi gormeye basladi.
Peki tasarimin gucu nereden geliyor?
Tasarimin gucunu uc baslikta dusunebiliriz. Tasarim kul yapisi butun sanat ve uygulamali bilimlerin omurgasini olusturuyor. Bunu yapabilmesi icin de aksiyoner bir alan tanimlamasi gerekiyor. Tasarima addedilen aksiyonerligi diger operasyonel olanlardan ayiran tasarimin hadiselere bakis acisi ve getirdigi dinamik surec. Simdi sirayla bunlara deginelim.
Tasarima salt guzel sanatlar perspektifinden bakma gecerliligini coktan yitirmis durumda. Tasarim kul yapisi butun eylemlerin ozunde var olan bir sanat. Nobel odullu Herbert Simon, temel tasi olmus Yapayligin Bilimleri (Sciences of Artificial) kitabinda bu konuyu ele alir. Simon’a gore planlama ve bu plani hayata gecirme penceresinden bakildiginda her insan bir tasarimcidir. Boyle kapsayici bir acilistan sonra Simon haliyle tasarimin cercevesini de ayni kapsayici duzlemde cizmeyi salik verir. Simon tip, politika, muhendislik, ve isletme gibi alanlari tasarim alanlari olarak tanimlar. Tasarimin ozundeyse problematik bir durumu arzu edilen bir hale getirmek vardir der. Simon Yirminciyuzyilin ikinci yarisinda yazdigi bu kitapla silolasmaktan muzdarip geleneksel sanat ve bilim dallari icin bir nevi de ufuk cizmis olur. Simon bu cercevelemeyi yaptiktan sonra, bu alanlarin calisabilmesi icin bilgisayarin sundugu metodlari, kendi calisma sahasindan orneklerle anlatir. Bu ornekler bize bilgisayarin ongorulen tasarimlarin modellenmesi icin elzem bir arac oldugunu gosterdi. Bugun hala Simon’un cercevesini cizdigi ufku yasiyoruz. Simon’un bahsini ettigi bilgisayarla modelleme bugun tam da ongordugu gibi tip, finans, sosyal bilimler ve politika alanlarinda karar verme mekanizmalarinda yerini almaya basladi.
Tasarimin problematik bir durumu arzu edilen bir duruma donusturmesi kavrami bize tasarimin diger bir vasfini daha anlatiyor. Tasarim fiiliyata dayali bir liberal sanat alaninda tanimlaniyor, yani diger bir ifadeyle tasarim aksiyoner bir disiplin. Bir an icin sosyal bilimlerin bilgi birikimini dusunun, diger yandan temel bilimleri. Bu bilimlerin cogunde bilim icin bilim, ya da sanat icin sanat gibi bir dustur benimsenebilirken, tasarimin ana arterini insana hizmet icin bilim, ya da insana hizmet etmek icin sanat gibi bir dustur yon veriyor. Modern tasarimin kurucularindan olan Richard Nelson, tasarimin ozunun insana hizmet oldugunu, tasarimcinin da buna nispetle alcakgonullu olmasi gerektigini sarf ederken bu dusturu takip ediyordu. Tasarimin bu insan merkezcilligi bize tasarima dair diger guclu bir vasfi haber veriyor. Tasarim teknolojiyi insanilestirebildigi oranda tasarim. Teknoloji insanilik, insansilik, insancilik, ve insaniyet alanina girebilmek icin tasarima muhtac. Tasarim bu babdan teknolojiyi insan ve insani degerlerle renklendiren bir sanat dali.
Peki tasarim bu telvinlemeyi nasil yapabiliyor? Isletme biliminde tasarimin onculugunu yapmasiyla unlu Roger Martin bunu tasarim dusuncesinin parca ve butunu ayni anda dusunebilmesine bagliyor. Nasil mi? Muhendislik bilimleri herhangi bir problemin cozumunde tumdengelim, ve tumevarim dedigimiz analitik dusunce yapisini kullaniyor. Buna gore, herhangi bir problemi cozebilmek icin ya parcalari anlayip bu parcayi birlestirmemiz gerektigini varsayiyor veyahut butunu parcalayip parcayi anlamaya calismamiz gerektigini varsayiyor. Bu dusunce yapisinin bir problemi parcada yani detayda, digeri de butunun heyulasinda kaybolmak. Tasarimsa daha farkli bir dusunce yapisindan nemalaniyor. Ecnebilerin abductive reasoning dedikleri bu ucuncu yol, hem parcayi hem butunu gozonunde tutuyor, ve problemlerin cozumunde parcalar arasindaki iliskilere ve bu iliskiler icin gelistirdigi farazi senaryolara onem veriyor. Parcalar arasindaki iliskiye verilen onem, tasarimciya yaratici sicrama dedigimiz seyi yasatiyor, ve tasarimci ihtimaller uzerinde yogun caba sarfederken cozume ulasiyor. Cozumun ortaya cikmasinda tasarimcinin sezgileri kadar yaratici surecin yogunlugu onem kazaniyor.
Tasarima ayirdigimiz bu bolumu ozetleyecek olursak, teknolojinin kendini yenileyebilmesinde kritik rolu tasarim ustleniyor. Tasarim bu rolu yuklenirken uc temel gucunden besleniyor. Tasarimin disiplinlerarasi olmasi, tasarimin dusunceli aksiyoner olmasi, ve son olarak da tasarimin problemin cozumunde izledigi yaratici rol. Tasarimin bu vasiflarinin kendini butunuyle ifade ettigi durumda cozume dair fikir ve konseptler nesvu nema buluyor. Bir dahaki yazida teknolojinin vadettiklerine dair bir okuma yapacagiz.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment