Monday, September 17, 2012

esya ve teknoloji 3- Mutlulugun cetin yollarinda teknoloji

Teknolojinin vaadettikleri uzerine bir okuma yaparken ilk olarak teknolojinin su son iki yuzyildaki inisli cikisli seruvenine kisa ve makro seviyede bir bakis atabiliriz. Teknoloji 19.yuzyilda endustriyellesmeyle baslayan donusumde once supheyle, sonra umitle, sonra hayal kirikliklariyla ve simdilerde tekrar umitle bezeli spiral bir umut poetikasi sundu. Bu gelgit seruvenden cikarilacak derslerden biri teknolojinin insanilik ve arac skalasinda gidip gelmesidir. Bu skala teknolojinin insanlara hem umudu hem umitsizligi sunabilen esnek ve kirilgan karakterini gosterdi. Bu kirilganliktan cikis yolu teknolojiyi bir arac gormekten kacinmaktan geciyor. Teknoloji bir irade oldugu ve insan cografyasinin farkli zenginliklerini yansitabildigi ve beraber barindirabildigi olcude insanligi mutluluga eristirebilir.

Simdi son iki yuzyila teknolojinin seruveni perspektifinden bakmayi deneyelim.

19. yuzyil ve endustriyellesmeyle gelisen teknoloji ilk elde geleneksel olani tehdit etti, zanaatkar ve sanat erbabi basedemeyecegi bir olguyla, seri uretim ve standardizasyon kavramiyla karsilasti. Halbuki teknoloji insanlara ilk bastan beri bir ozgurlesme ideali sunuyordu. Bu ozgurlesme idealinin ilk donusturdugu sey is hayati oldu, is hayatinda yasanan degisimi ev hayati izledi. Makinalasmanin getirdigi bosluk Yirminciyuzyil insanini yepyeni bir kavramla tanistirdi, artik insanlarin hayatlarini idame ettirmeleri icin gerekli olanlar kisa bir zamanda giderilebiliyor, geri kalan zamansa insana bos zaman, dinlence olarak kaliyordu. Bu baslangicta iyi gibi gozuken liberallesme, sonrasinda yalnizlik, depresyon, obezite gibi kendine ozgu sorunlari getirdi, teknoloji daha sonra insanlarin sagliklarini koruyabilmek icin yapay yoldan enerjilerini harcayacaklari makinalari da sunmaktan geri durmadi. Teknoloji ozgurlestirdigi oranda insani kendine esir edebilmek gibi egzantrik bir paradoksu beraberinde getirdi.

Calisma, aile, ve sosyal hayattaki bu donusumleri 1930’lu yillarin sonunda cok daha radikal bir donusum izledi. Teknoloji aracsalliginin zirvesinde insani buyuk hayal kirikliklariyla tanistirdi, Birinci dunya savasinda emeklemeyi ogrenen teknoloji ikinci dunya savasinda artik yetiskin kendine guvenen bir aracti, bu guvenle bir nevi savasin yon vereni oldu. Sikago universitesinde bilim adina icat edilen atom bombasi Japonya’da bir felaketin ve savasin kirli kimliginin sembolu oldu. Almanlarin teknolojideki mukemmeliyetciligi insandan sabun uretmek gibi insanligi derinden sarsan ve yaralayan sakat bir dusuncenin aleti oldu. Ikinci dunya savasi bir yandan milyonlarca insan hayatina maloldu, ote yandan da teknolojiye ve insanoglunun dogasina ve vakarina karsi deruni hayal kirikliklarina sebep oldu.

Butun kotu yonlerine ragmen Ikinci Dunya Savasi insanogluna yepyeni bir kapi araladi, savasin belirleyenleri karmasiklikla mucadele etme disiplini olarak da tanimlayabilecegimiz sistem tasarimini gelistirdi. Bunu yaparken de bilgisayarin ve internetin ilk vizyonunu cizmis oldular. Internet’in 60li yillarin sonunda ilk defa askeri bir baglamda icat edilmis olmasi da bu izlekten bakildiginda sasirtici degildi. 1960’li yillarla baslayan sistem tasarimi ve bilgisayarin aracsalligi vizyonu bizleri bugunku bilgi toplumu cagina eristirdi. 1950’lerden 1980’lere degin teknoloji, askeri ve politik bir arac olarak soguk savas adi verilen donemin mitik ve neredeyse sihirli degnegi oldu. Rusya Amerika ekseninde yapilan teknolojik atismalarda aya dikilen bayrak bir nevi teknoloji mitinin rustunu ispat etmesinin de sembolu oldu. Soguk savastan cikan ve daginik merkeziyetcilik gibi yeni paradigmalarla tanisan insanoglu, savaslardaki rolunden dolayi teknolojiye duydugu o derin hayal kirikligini unuttu, ve internet ve sosyal medya sayesinde teknolojiyi yeniden kendinin bir parcasi olarak gormeye basladi. Gunumuze gelindiginde Arap bahariyla da tescillenen bu romantizmle artik teknoloji sosyal donusumlerin ve devrimlerin haylaz ama sevimli cocugu rolunu ustlenmis oldu. Halbuki bu devrimler silsilesinin hemen oncesindeki 2000’li yillarda, Bati dunyasi teknolojiyi George Orwell’in kemiklerini sizlatacak derecede bir paranoyla bir izleme araci olarak kullanmaktan geri durmadi.

Peki bu girift sosyal, politik ve ekonomik sarmalda bugun teknoloji insana neyi vadediyor, ya da etmeli? Yazi dizisinin basinda teknolojinin bir irade olarak nesvu nema bulmasi gibi bir dusunceden bahsetmistim. Teknoloji bir irade oldugu ve insani ve evrensel degerleri yansitabildigi olcude insanligin bir uzvu, yararli bir parcasi olmayi basarabilir. Peki bu ne demek? Teknolojiyi bir arac gormektense, insanin ve insanligin bir uzvu gormenin insana getirdigi en onemli insiyak teknolojinin deger yargilarinin tasiyicisi olmasi perspektifidir. Teknoloji eger temel hak ve ozgurlukler ve evrensel insani deger yargilarini kendine mihenk tasi olarak kabul edebilirse, bir surec, bilgi ve urun olarak da insanligin gelecegine dair bir umut olmayi devam ettirebilir. Bu yazida teknolojinin sosyolojik ve tarihsel perspektiften bir mutluluk okumasini yaptik. Bir sonraki yazidaysa teknolojinin kisi, kisiler ve sosyal etkilesimler penceresinden bir mutluluk ve afiyet okumasini yapacagiz.

No comments:

Post a Comment